Türk Dil Kurumu (TDK) tarafından halk oylamasıyla 2025 yılının kelimesi/kavramı olarak seçilen “dijital vicdan”, yaklaşık 300 bin oy alarak birinci oldu. Bu kavram, yalnızca bir kelime olmanın ötesinde, modern toplumun vicdan anlayışına yönelik sert ve düşündürücü bir eleştiri barındırıyor.
Peki dijital vicdan ne demek ve neden bu kadar geniş yankı uyandırdı?
TDK’ye Göre Dijital Vicdanın Anlamı
TDK’nin resmi açıklamasına göre dijital vicdan:
Gerçek hayatta sorumluluk almadan, sosyal medyada yapılan paylaşım, beğeni veya yorumlarla vicdanı rahatlatma eylemi.
Bu tanım, dijital çağda vicdanın eylemden koparak bir “tıklama refleksine” indirgenmesini ifade eder.
Dijital Vicdan Neyi Eleştiriyor?
Dijital vicdan kavramı, özellikle küresel ve insani krizler karşısındaki tutumumuzu sorgular. Gazze, Doğu Türkistan, savaşlar, göçler, yoksulluk ve adaletsizlik gibi büyük trajediler karşısında birçok insan:
- Bir gönderiyi beğeniyor
- Bir etiketi paylaşıyor
- Bir yorum yazıyor
ve ardından “üzerine düşeni yapmış” hissiyle günlük hayatına devam ediyor. Oysa bu durum, gerçek sorumlulukların yerini sembolik bir duyarlılığa bırakıyor.
Vicdanın Dijitalleşmesi: Rahatlatan Ama Dönüştürmeyen Bir Tepki
Dijital vicdan, bireyin içsel huzurunu kısa süreli olarak sağlarken:
- Somut eylemi erteliyor
- Gerçek yardımı görünmez kılıyor
- Uzun vadeli sorumluluk bilincini zayıflatıyor
Bu süreçte merhamet, eylem değil görünürlük üzerinden ölçülür hale geliyor. Paylaşım yapmak, destek olmakla eşdeğer sayılıyor; sessizce yardım etmek ise değersizleşiyor.
Neden “Vicdan” Kavramı Üzerinden Tanımlanıyor?
Çünkü sorun teknoloji değil, vicdanın işlev kaybı. Dijital vicdan;
- Vicdanın rahatlatıcı bir araç haline gelmesini
- Sorumluluğun başkasına devredilmesini
- “Ben paylaştım, artık görev bende değil” düşüncesini
eleştirir. Bu yönüyle kavram, modern insanın trajediler karşısındaki pasifleşmiş duyarlılığını gözler önüne serer.
Dijital Vicdanın Toplumsal Sonuçları
Bu yaklaşım yaygınlaştıkça:
- Toplumsal sorunlar derinleşir
- Gerçek dayanışma zayıflar
- Vicdan, eylemden kopuk bir gösteriye dönüşür
Sonuçta sorunlar çözülmez, yalnızca görünürlük kazanır.
Dijital Vicdan Bir Uyarıdır
TDK’nin 2025 yılı kavramı olarak dijital vicdanı seçmesi, aslında topluma yöneltilmiş bir sorudur:
“Sadece paylaşmak yeterli mi?”
Bu kavram, bireyleri dijital tepkilerle yetinmemeye; gerçek hayatta sorumluluk almaya, harekete geçmeye ve vicdanı yeniden eylemle buluşturmaya çağırır.
Tıklamak Yetmez
Dijital vicdan, modern insanın trajediler karşısında bulduğu kolay ama yetersiz bir kaçış yolunu tanımlar. Vicdan, yalnızca hissedilen ya da paylaşılan bir duygu değil; bedel ödemeyi, sorumluluk almayı ve harekete geçmeyi gerektiren bir duruştur. Gerçek vicdan, ekranın ötesinde başlar.








