Hayatımız boyunca öfke, mutluluk, hüzün veya heyecan gibi onlarca farklı duyguyu eş zamanlı olarak yaşarız. Peki, içinizde devasa fırtınalar koparken, tam olarak ne hissettiğinizi kelimelerle tarif edemediğinizi veya karşınızdakinin ne hissettiğini bir türlü çözemediğinizi hissettiniz mi? İşte psikoloji dünyası bu gizemli duruma Alexithymia (Aleksitimi), yani popüler adıyla "Duygu Körlüğü" diyor.
Gelin, dışarıdan son derece soğuk veya umursamaz görünen ama aslında içlerinde çözülemeyen bir düğüm taşıyan aleksitimi dünyasını 3 maddede inceleyelim:
1. Duyguları Kelimelere Dökememek Ne Demek?
Aleksitimi yaşayan bir insan duygusuz değildir; aksine iç dünyasında her insan gibi yoğun şeyler hisseder. Ancak en büyük karın ağrısı, bu hislerin adını koyamamaktır. Örneğin, yoğun bir stres veya hüzün anında kalbi sıkışabilir, midesi bulanabilir ama bunu "Şu an çok kırgın ve endişeliyim" diye tanımlamak yerine, sadece fiziksel bir rahatsızlık olarak algılar. Duygular onlar için yabancı bir dilde yazılmış bir kitap gibidir.
2. Sosyal İlişkilerde "Robotik" Algılanmak Ne Demek?
Bu kavramı taşıyan kişiler, ikili ilişkilerinde empati kurmakta zorlanabilirler. Karşılarındaki insan ağlarken veya büyük bir coşku yaşarken ne tepki vereceklerini bilemedikleri için dışarıdan donuk, mesafeli veya mantık merkezli ("robot gibi") görünebilirler. Akıl oyunlarından, imalı konuşmalardan ve aşırı duygusal beklentilerden hiç hoşlanmazlar. Her şeyi olduğu gibi, dümdüz ve somut bir mantık süzgecinden geçirerek yaşarlar.
3. Hayal Kuramamak ve Aşırı Gerçekçilik Ne Demek?
Aleksitimik bireylerin iç dünyası peri masallarına, fantastik rüyalara veya soyut teorilere pek açık değildir. Düşünce yapıları tamamen somut gerçeklere, günlük işlere ve çözülmesi gereken pratik problemlere odaklıdır. Rüyalarını bile genellikle çok düz, sembollerden uzak ve günlük hayatın sıradan detaylarıyla görürler. Sanatın veya edebiyatın o yoğun melankolik derinliğini anlamlandırmak onlar için oldukça güçtür.








